Bir tane sofi varmış bu sofi vefat etmiş vefat etmeden önce sürekli kendine soru sorduklarında Şeyhim bilir dermiş bu sofi fenafişeyh olmuş yani... bu esnada Menzil'de Gavsımız Abdülbaki Hazretleri de...
”Büyük Günahlar” kitabına göre insanı helak eden 76 büyük günah şöyle: 1. Büyük Günahların En Büyüğü: Allah’a Ortak Koşmak (Şirk) 2. Ana Babaya Asi Olmak, Onlara...
Sonbaharın sonuydu. Ağır ağır düşen yaprakların verdiği hazan şimdi daha ağır. Her mevsim kendi hüznünü taşır sıradakine. Her acı digerınden vazgeciştir. Her tercih bir diğerinden...
Sen tanıdığım en kötü insansın ey sevgili. O kadar uzaksın ki bu yakınlıkta. Elimi uzatsam yok. Nasıl bir acı ki seni en kötü yapan...
yaşamak da bir vedadır kayıp zamana sırt çevirmektir aslında doğan güneşin ardından geceye özlemle bir kahvenin telvesine yalvar yakar olmaktır çıkarıp hançeri kınından saplamaktır gecenin ortasına ama gece... kayıp... eski türk sinemalarının...
· tekrarı olmadan git bu defa. Varlığının acı vermediği uzak bir limanda kal. Yok olmadan, nefessiz kalmadan,bir an önce git . Mecbur kalmış tüm anılarımı alarak, silerek göz yaşlarımı...
Yagmur mu dedim? Düşen damlalara isim takmak Ömrü kara parçasının buluta yakınlıgına baglı baska ne varsa hepsine agladım Güneşin hezımetine uğramışlara yakardım O kadar cok hasret çeken varken güneşe Onu görunce şekil değiştirenlere agladım Yağmur demedım aslında sadece...
Islanan ben değilim Hayatımı anlamlık kılan ifadeler Oysa yaşam kuru bir zemınde yatmaksa Birşeyleri paylaşamamak Bilinmez bir tarih korkusu Yaşadıgını bir turlu anlayamamak Olusan ben değilim,olusturulan duygular Bakıp gözlerıne kaybolmak Ve ben her sarkıda Bulusuyorum o denız kızıyla Anlatımı yuksek ifadelere-le Dolduruyorum Kum saatinin tanelerını Zaman çok şeyi sildi Bir taneler kaldı…. ...
Hafif rüzgarlı ılık bir temmuz akşamı Yaşananların anlaşılabiliriliğinin kaybolumu Issız bir sevda eklentisi Uzak ufuklarda görulen aydınlık Belki bir veda belki bir ümit Yinede herseyden önce ille de sen Yazık ulaşılmaz...
Gerisi yalnızlık bir gul sabahında Gam ile çalar her zemheri ayazında Bir bade veriri karanlık diyarında Aydınlatır yolu bir kanlı akşamda Gel figan edelim bu gul bagında Eğdirmez başını namerdın ahına Ver elini kalmasın nağme çiğ damlasında Yeter...
Şimdi başka limandasın..üzerinde kırmızı ceketin ve hiç eksik olmayan umursamaz tavırlar. Dönüş yolu üzerindesin sırtın bana dönük… gideceksin yine!.. her mevsimde gittiğin gibi, dönmeyecek gibi. Tüm engelleri kaldırıp...
Karanlılarda Işıklara özlem duyulan bir yerde Sen hiçbirzaman kım oldugunu bulamazsın Her cevabın ardından sözlük karıştırırsın Ve sen ne zaman düşünsen Düşündüğün düşünemediğini geçmez Böyle olur hayatın Gidişinden sonra sarsılır Boş bir umıtle bakarsın Yanmakta olan izmarıtlere Ve sen her dumanlandıgında Kendıne temız hava ararsın Bir kere...
Bu sefer yapacagım Uzaktakı deniz kızına selam gonderecegım Silip beynımden uzaklıgı Kaldırım taslarında kalsa da acım Bu sefer son mermıyı saklayacagım avuclarımda Ve bır kentın sessızliğinden Sana şarkılar söyleyeceğim Göremedıgın bır yerden Bulamdıgınbir şekılde Sana çiçekler...
Batık bir kentın ışıkları mıdır yüzüne çarpan O esrar perdesı yuklu toz tadında akşamlar. Yoksa;kifayeti parmaklarının ucunda Göle uzanmış bir ayışığımıdır gece çöreklenmesi, Bellı berlirsız görunen ışıkların Kandilerine olan ynsıması mıdır? İçie doğangüneşin yer altı...
Uzar gecenin ortasında bir martı sabahını andıran yıldız kümeleri Hangi sabaha vursam kendimi bir çıglık mı olur hep? Varoluşumuma inatla büyüyen seda. Ardından yürüdüm gölgemın izdüşüm harıtasını çıkararak gökyüzüne Ağladım… Gülerken yazdıgım senaryoların hepsıne birden Sonra...
Sağnak yagmurlu nemli bir akşam Yaşananları anlamamak. Olup bitenlere öylece dalıp gitmek. Birşeyleri düşünmeyi düşünmek. İlerde gelcek olan soguk hava akımının Beni etkilemesıne izin vermek. Ne bileyim işte belki li cümleler kurmak. Sa eğer olacakları bilmemek. Hangi apıyı açsam karşımda bir soru...
Her hangi bir gün. Ve sabahın herhangi bir saati muhtemelen 05:30 civarı. Filistin’de bir sabah….Ezan sesi duyulur Cenin’de. Minareden heryere ulaşan sese başka bir ses...
Gözlerinden anlaşılmak istenen Bir parca mutluluk Nasıl ürpertiyorsa ölüm Öyle yakın ki; Her nereye gitsem sonu karanlık Bilinmezliğin tam ortasında bir dar ağacı Öylesine bakıyor ki avludan Sanki bir tutam umut...